Obezite Cerrahisi

< Geri dön

OBEZİTE CERRAHİSİNİN PSİKOLOJİK ETKİLERİ

Obezite cerrahisi (bariatrik cerrahi) beden kitle endeksi 35in üzerinde olan hastalara uygulanan etkin bir tedavi yöntemidir. Hızlı kilo verdirmesinin yanı sıra obezitenin getirdiği kalp ve damar hastalıkları, eklem hastalıkları, yüksek tansiyon ve kanser riskini ciddi oranda azalttığından obezite cerrahisinin popülaritesi giderek artmaktadır. Obez hastalara uygulanan bu ameliyatlar, hastaların hayatında köklü değişikliklere yol açtığından, bir takım psikolojik komplikasyonları da beraberinde getirir. Obezite cerrahisini takiben yaşam boyu uygulanması gereken diyet ve egzersizlere uyum birçok hasta için zorlayıcı olabilir. Bu süreçte önceden var olan yeme bozuklukları, anksiyete ve depresyon tetiklenebilir veya yeni psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir. Hastaların ameliyata ruhen ve fiziken hazırlanmaları sürecinde bir uzman tarafından psikolojik açıdan değerlendirilmeleri önemlidir. Ameliyata girecek olan hastaların özellikle ameliyatla ilgili beklentilerini ve endişelerini açık bir şekilde uzman kişiyle tartışabilmeleri gereklidir. Çünkü bazı hastaların ameliyat sonrası kilo verme ile ilgili gerçek dışı beklentileri olabilir, psikoterapi ile bunlara değinilmesi gerekir.

Ameliyat sonrasındaki dönemde en sık rastlanan durumlar:

1. Hastalar az miktarda ve düşük kalorili yiyecekler yemeye teşvik edildikleri ve eski yeme alışkanlıklarını terk etmek zorunda kaldıkları için kendilerini kısıtlanmış hissedebilirler ve bu durum depresyonu tetikleyebilir.

2. Yemek kısıtlamaları ve yetersiz beslenme sonucu vitamin eksiklikleri, hipoglisemi, istem dışı kusma görülebilir. Bu da vücut direncini kırabileceği gibi ve hastaların kendini güçsüz hissetmelerine sebep olabilir.

3. Ameliyat öncesi var olan yeme bozuklukları yeniden ortaya çıkabilir. Hastanın istediği kadar yiyememesi ve sürekli kendini kısıtlaması sonucu dürtüsel yeme atakları, tıkınırcasına yeme bozukluğu ve gece yeme sendromu gelişebilir. Bu da ameliyatın istenen sonuçlarına ulaşmayı güçleştirir.

4. Hastalar yemekle olan ilişkilerinin azalması sonucu oluşan duygusal boşluğu tamamlamak için çeşitli bağımlılıklar (alkol ve madde gibi) geliştirebilirler.

5. Obezite cerrahisinden ilişkiler de etkilenebilir. Hastanın değişen beden algısı ile kendine güveni artar ve yakın çevresiyle ilişkileri güçlenir, ancak bazen hastadaki değişimlere eşi ya da partneri uyum sağlayamayabilir ve ilişkilerindeki denge bozulabilir.

6. Hastalar aşırı kilo kaybı ile meydana gelen deri sarkmalarından şikâyetçi olabilirler. Bu durum bazen depresyona yol açar. Bu nedenle sarkan derilerinin estetik müdahaleler ile düzeltilebilir olması hastalar için umut vericidir.

Bariatrik cerrahi, obezitenin getirdiği psikolojik sorunları çözmeye yardımcı olur. Ancak kilo kaybıyla beraber istenilen beden imajına ulaşmak, kişinin tüm sıkıntılarından kurtulacağı anlamına gelmez. Ameliyat sonrası yaşanan psikolojik iyileşme zamanla azalabilir ve kişi ameliyat öncesi haline geri dönebilir. Bariatrik cerrahinin başarısı büyük oranda hastanın tıbbi önerilere uyabilme kapasitesine bağlıdır. Obezite ile mücadele sürecinde hastalar, tedavi ekibi ile iş birliği içinde olmalı ve çıktıkları bu uzun zayıflama yolculuğunda karşılarına çıkan zorluklara karşı dirençli olmalıdırlar.